{ "user": { "type": "identify", "data": { "id":"None", "user":{ "email": "", "signupDate": "", "gender": "", "permission": "no" } } }, "page": { "type": "page Viewed", "data": "" } }

AYNI GÜN TESLİMAT SEÇENEĞİ

Ceo'nun Mesajı

Çok küçüktüm. Annemin dolabında çok eski mavi bir kaşmir kazağa dokunmuştum. Daha önce hiç dokunmadığım kadar yumuşak, adeta ağırlıgı olmayan bir kazaktı. Rengi ve modelini beğenmediğimi ama her akşam uyumadan az önce pijamamı alırken elimde olmadan ona dokunup yattığımı hatırlıyorum. O da bana..

Kaşmire dokunursanız adeta o da size dokunur...

Tutkuyla ve heyecanla yapılmayan hiç bir şeyin başarılı olmayacağına inanıyorum. Sadece kaşmir ve ipeğin dokusu değildi benim tutkum. Bu iki üründen hareketle özgün bir dünya markası yaratmaktı asıl hedefimiz..

Silk and Cashmere'in öyküsünde ne ararsanız arayın, dünyanın en güzel iki hammaddesinden hareketle, insanlara keyif ve mutluluk veren, yüksek kaliteli, sağlıklı, zaman ötesi bu ürünleri  hakkettikleri ortamlarda, ulaşılabilir fiyatlarla satarak dünya markası olma tutkusu ve heyecanından başka bir şey bulamazsınız.

İşte biz bir düşü fikre, bir fikri projeye, projeyi de hayata geçirdik. Akademik dünyada Silk and Cashmere'in "Projelendirilmiş Düş" olarak vaka çalışması olması boşuna değil...

Fakat en şanslı olduğum konu çok güçlü bir ekibin de bu düşe en az benim kadar inanıp beyinlerini ve yüreklerini hesapsızca bu işe koymalarıdır. Markamızın varoluş nedeni o güzelim kaşmir keçisi Capra Hircus. Ve ne hoş ki Capra Hircus keçisi adeta hepimizin ruhunu da etkiledi. Onun azmi, çevikliği ve inatçılığı ekipçe hepimize geçti. En dik yamaçlardan en tehlikeli yollardan cesaretle geçtik, geçiyoruz. Tüm ekibimize Capra dememiz boşuna değil.

Melbourne’dan Zürih’e, İstanbul’dan Londra’ya, zarif bir hanımefendinin veya seçici olduğu her halinden belli olan bir beyefendinin üzerinde yumuşacık, elegan bir kaşmir görünce, onun bizim ürünümüz olup olmadığını hala inanılmaz bir heyecanla merak ediyorum. Kolunda ya da yakasında amblemimizi görmek için çevrelerinde umutla gezindiğim çok anım var. Keçi amblemimizi görünce her seferinde mutlu olur, gururla gülümserim. Herkesin de görmesini isterim gizlice, çocukca... Orada ki duygunun ne mantıki bir açıklaması ne de parasal bir bedeli vardır.

Kaşmir Yolu adlı romanımda dediğim ve yürekten inandığım gibi, zaten ben bu güzel markayı asla bir "iş" olarak görmedim. Göremedim...

Ayşen Zamanpur